Fakültemizin 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni Coşkuyla Kutlandı

Kongre ve Kültür Merkezindeki törene, Rektörümüz ve aynı zamanda fakültemizin dekan vekili Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. İbrahim Erdoğan, Prof. Dr. Abdüllatif Tüzer ve Prof. Dr. Yaşar Karadağ, Genel Sekreterimiz Harun Demir, akademik personelimiz ile öğrencilerimiz ve aileleri katıldı.

Saygı Duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunması ve fakültemiz 2. Sınıf öğrencilerinden Mücahit Polat’ın Kur’an’ı Kerim tilavetiyle başlayan törende mezun öğrenciler adına selamlama konuşmasını fakültemizin birincisi Habibe Elmas yaptı. İslami İlimler Fakültesinin kendisi için sadece öğrenim gördüğü bir okul değil, aynı zamanda bir aile ocağı olduğunu belirten Elmas, “Bu üniversitede ve bu fakültede okuduğum için kendimi ve arkadaşlarımı bahtiyar sayıyorum. Çok sevdiğim fakültemden mezun olmanın mutluluğunu ve değerli hocalarımdan, öğrenci arkadaşlarımdan ayrılacak olmanın hüznünü bir arada yaşarken bu güzel günü bizlere yaşatan rabbimize hamd ediyorum.” dedi.

Habibe Elmas sözlerini şöyle sürdürdü: “Üniversitemiz bizlere, içimizdeki potansiyeli açığa çıkartacak, bireysel yeteneklerimizi geliştirecek ve insanlık ailesinin hayırlı bir ferdi olmayı mümkün kılacak sayısız fırsatlar sundu. Hocalarımız bizlere, erdem ve değer yüklü bir hayat sürmenin anahtarı olan doğru bilgiye erişmenin yöntemlerini gösterdi. Fedakârlık ve diğerkâmlığın, adap ve ahlakın teorik ilkelerine ve pratik örneklerine, bizler bu yuvada aldığımız eğitim sayesinde vâkıf olduk.

Beş yıllık eğitim sürecinde bizlere yol gösteren değerli hocalarımıza öğrettikleri her şey için minnettarız. Fakülte hayatım boyunca dersime giren ya da üzerimde hakkı olan tüm hocalarımdan haklarını helal etmelerini talep ediyorum. Hocalarımıza ve ilme layık olmaya gayret ettik. Onlardan bilgiye, hikmete ulaşmak için gerekli olan ipuçlarını aldığımıza inanıyoruz. Üzerimizdeki hiçbir emeği boşa çıkarmadan topluma ve insanlığa faydalı bireyler olmayı temenni ediyoruz.”

“Temel sermayemiz ahlaki tutarlılık ve fikri derinliktir.”

Fakülte öğretim üyeleri adına kürsüye davet edilen Dr. Öğr. Üyesi Mahsum Aytepe, Müslüman olmanın ümitvar olmayı, İslami eğitim alan bir Müslüman olmanın ise ümidi hayatın tamamını kuşatan bir değere dönüştürmeyi gerektirdiğini söyledi. “Bizler ümidimizi kaybedemeyiz.” diyen Dr. Öğr. Üyesi Aytepe, şöyle konuştu: “Bu millet, dini, dili, cinsiyeti, düşüncesi ve ahlaki seviyesi ne olursa olsun bizden bir şeyler bekliyor. Bizim herkese söyleyecek sözümüz ve herkesi etkileyecek bir duruşumuz olmalıdır. Tepeden bakmak, sürekli tahkir etmek, dışlayıp ötekileştirmek, sızlanıp şikâyet etmek bizim dilimiz olamaz. Sabırla, şefkatle, emek ve gayretle sorumluluklarımızı yerine getireceğiz inşallah.

Okul bitti ama eğitim bitmedi. Okunmayı bekleyen kitaplar, anlaşılmayı bekleyen konular ve çözülmeyi bekleyen problemler var. Ama bunun yanında artık gidilmesi gereken insanlar ve yüreğine dokunulması

gereken gençler, çocuklar var. Bizim iki temel sermayemiz ahlaki tutarlılık ve fikri derinliktir. Bizler ahlaki tutarlılığımızı ve fikri derinliğimizi tevazu ve samimiyetle bütünleştirdiğimizde bütün zorluklar kolaylaşacaktır.”

“Masanın en uzağında oturmak da bir tercihtir, baş koltuğa kurulmak da…”

Rektörümüz ve İslami İlimler Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ise konuşmasına, “Bugünün sizler için yürek burkmayan, göz yaşartmayan bir gün olması için her şeyi yapmak isterdim; ancak bu mümkün değil. Aynı şekilde bugünün sizler için ciddiyetten uzak, gırgır ve şamatadan ibaret olmasını da isterdim; ne yazık ki o da mümkün değil.” diyerek başladı. “Durum gayet ciddi, sıkıntı oldukça büyük. 5’ten çok daha büyük bir dünyanın 5’e mahkûm edildiği günlerdeyiz.” diyen Prof. Dr. Polat, “Kadınların reklam malzemesi, çocukların meta olarak görüldüğü devirlerdeyiz. İnsan olmak için Elest Bezminde söz verenlerin sırtlan olmak için yarıştığı; güçlünün güçsüze tahakkümü cesaret bildiği dönemlerdeyiz. Surette zîruh, hakikatte bîruh canlılar çağındayız.” şeklinde konuştu.

Kişisel tecrübelerine dayanarak eğitim hayatı boyunca yaptığı tercihlerin şahsiyeti ve kariyeri üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Polat, “Sevgili öğrenciler, bulunduğunuz şu durak, başkasına değil, doğrudan size ait kararlar vereceğiniz bir duraktır.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Yola piyade mi revan olacaksınız, yoksa binek mi kullanacaksınız? Ata mı bisiklete mi dolmuşa mı metroya mı uçağa mı bineceksiniz? Doğu’ya mı Batı’ya mı ileriye mi geriye mi aşağıya mı yukarıya mı gideceksiniz? Yanınıza okumak için neler alacak, yol arkadaşları olarak kimleri seçeceksiniz? Gece mi gündüz mü seyahat edeceksiniz? Menzil-i maksudunuz kaç durak sonradır? Son durağa vardığınızda sizi bekleyen yas mı yoksa matem midir? Tüm bunları tayin edecek kararları vermek arifesindesiniz. Birinin kalkmasını bekleyerek masanın etrafında dolaşıp durmak da bir tercihtir, vakit kaybetmeksizin bir koltuğu kapmak da… Masanın en uzağında oturmak da bir tercihtir, baş koltuğa kurulmak da…

“Antrenmanlı öğrencilerimiz dibi görünmeyen sulara atlayabilecek.”

Bunun için işinizin aşığı olmak zorundasınız. Mesleğine sevdalı olmayanlara özgü ruh sıkıntısı ile bir ömür geçmez. Döneminin ekonomik ve ahlaki açıdan sıkıntılı günlerinden hüzünle bahseden Fethi Gemuhluoğlu’nu rahmetle anarak şu sözlerini paylaşmak istiyorum: ‘Aşksız, şevksiz insanlar görüyorum; huzur içinde uyuyorlar, gidiyorlar, gülüyorlar, vitrinlere bakıyorlar; hâlâ büyük büyük pazarlıklar peşindeler, hâlâ büyük büyük ihalelere giriyorlar. Türkiye’nin içinde bulunduğu felâketi idrâk etmiyorlar, huzur içindeler. Onun için onlara küsüm, onun için onlara kırgınım. Onun için kırgınlıkta bir feyz buluyorum.’

Sevgili öğrenciler. Bizler sizlere, İslami İlimler denizine daldığınız zaman boğulmayacak kadar yüzme dersi verdik. Bundan sonrası şahsi gayretlerinize, kişisel becerilerinize kalıyor. Antrenmanlı öğrencilerimiz dibi görünmeyen sulara atlayabilecek, daha uzun mesafeler yüzebilecek, denizin derinliklerinden inci-mercan çıkarabilecekler. Ne yazık ki öğrencilik yıllarını kahve köşelerinde, melankoli nöbetlerinde, sanal ağın

yapışkan düğmeli klavyelerinde ve soğuk seherin sıcak yataklarında bozuk para gibi harcayanlar, iki kulaç atınca yorulacak, boy vermeye korkacak, belini aşan sularda yüzemeyecekler.

Ama üzülmeyin, heba etmemeniz durumunda hâlâ son bir şansınız var; fakülte sonrasında eğitiminizi devam ettiriniz. Mutlaka ama mutlaka, önce kendi dilinizi, sonra bir yabancı dili A seviyesinde öğreniniz. Yüksek lisans programlarından gönlünüze ve aklınıza yatan birine kabul edilebilmek için elinizden gelenin en iyisini yapınız. Muallim olmanın her türünün, illaki akademisyenliğin, dünyanın en güzel mesleği olduğuna inanınız. Kralların da saygı duydukları hocaları vardır tüccarların da… Cinlerin de hocaları vardır meleklerin de… Sizler, varlığın saygıyla önünde eğildiği insanlar olmak istiyorsanız, bu fırsatı kaçırmayınız. Vira bismillah deyiniz ve çok çalışınız.

Nihayet, Rabbim ellerini çekmesin üzerinizden. Tırnağınız taşa, tekeriniz tümseğe gelmesin. Allah’a emanet olunuz benim sevgili öğrencilerim, dünya-ahiret yol arkadaşlarım!”

Fakültemizde dereceye giren öğrencilerin sahneye davet edildiği mezuniyet töreninin son bölümünde dereceye giren öğrencilerden Habibe Elmas, Rektörümüz Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’tan; Rukiye Taşyürek, Dekan Yardımcımız Doç. Dr. Mehmet Dalkılıç’tan; Sümeyye Pektaş, Dekan Yardımcımız Dr. Öğr. Üyesi Burhan Atsız’dan diploma, başarı belgesi ve hediyesini aldı.

Fakültemizin 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı mezuniyet töreni, toplu fotoğraf çekimi ve Kongre Merkezi önündeki kep atma seremonisi ile son buldu.